Bir “görmezden geliş”, Bir “üzerinde durmayış” ki; Sormayın Gitsin

MÜZİKritik /  KASIM  2009
ELEŞTİREL VE TOPLUMSAL MÜZİK YAZILARI          
Müzik İçeri; Gürültü Dışarı…            

…Bir “görmezden geliş”, Bir “üzerinde durmayış”  ki; Sormayın Gitsin…

1924 yılından 1930 yılına kadar, Türkiye Cumhuriyeti’nde, resmi komisyon kararı ile “resmen” kabul edilmiş ve seslendirilmiş olan ilk “İstiklâl Marşı Bestesi”nden söz edeceğim bu yazıda… Kabul edilişinin 85. Yılında, tarihsel bağlamda bu besteden neredeyse hiç sözedilmeyişine ( her nedense?!? ); her seviyedeki okullarımızda “tarih”, “müzik” vb. derslerde gereğince değinilmeyişine dair düşüncelerimi paylaşmaya çalışacağım… Öncelikle; bir belge olarak, eserin notasını görelim ( 1 ):

k1 k2

Yukarıda notası yer alan eserin iki ayrı ses kaydı bulunmaktadır. Bir tanesi; o dönemde yapılan orijinal kayıttır ve “Yurttan Sesler”( 2 ) albümünde yer almaktadır; ikincisi ise 90’lı yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yayınlamış olduğu “Bestelenmiş Şiirleriyle Mehmet Akif ERSOY” albümüdür ( 3 ).

k3k4k5

Bu bestenin az da olsa ciddi biçimde ele alınışına dair iki etkinlik anımsıyorum. Birincisi; 24 Ekim 2008 tarihinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen İSTİKLÂL MARŞIMIZIN TARİHİNE YOLCULUK “1 Güfte 12 Beste” isimli etkinlik idi    ( 4 ). ( İncelemek isteyenler için; söz konusu etkinliğin internet adresi: http://www.1gufte12beste.com/iletisim.asp )

İkincisi de bu etkinlikten çok kısa süre sonra yayımlanan Mithat BEREKET’in hazırlayıp sunduğu Pusula isimli program idi. “Lütfi Kırdar Salonu”ndaki etkinlikten; “ne yazık ki” İstanbul sokaklarına asılan duyurular aracılığı ile haberim oldu. “Ne yazık ki” ifadesini özellikle kullandım; çünkü, gerek konu ile ilgili en ciddi ve bilimsel makalelerden birini yazmış ( 5 ) bir akademisyen olarak ve de gerek İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Mezunları Derneği Başkanı olarak, bu etkinliğe, hiç olmazsa “seyirci olarak” davet edilmeyi beklerdim. Bu duygu ve düşüncelerle; haklı sitemimi, bizzat etkinliği düzenleyenlere ifade etmek için, etkinliğin yapılacağı gün ve saatte Lütfi Kırdar Salonu’na gittim. Etkinliği düzenleyen vakfın yetkililerini ararken ilgili holdingin bir üst düzey yöneticisi sitemim ile bizzat ilgilendi; bana hak verdi ve girmek istemememe karşın ısrarla etkinliği izlememi sağladı. Etkinliği yalnızca izlemekle kalmadım; aynı zamanda kameraya da kaydettim. En çok dikkatimi çeken husus da; Cumhuriyet’in 85. Yılına bir “armağan” gibi lanse edilen etkinliğin biletlerinin 75-50-30 TL ye satılması ( ilginç bir armağan?!? ); ayrıca etkinliği “ölümsüzleştirmek” adına da,  girişte, etkinlik kitabının 25 TL ye satılması oldu. Böylece; etkinliği düzenleyen holding, güçlü bir imaj sağlamanın yanısıra; “İstiklâl Marşı” üzerinden hatırı sayılır bir gelir de elde etmiş oldu. İnsanın aklına, ister istemez; Mehmet Akif ERSOY’un, Şubat soğuğunda yırtık paltosu ile İstiklâl Marşı Şiiri’ni yazarken, teklif edilen 500 liralık para ödülünü alıp “cebine atmayı reddedişi” ( o gerçekten asil yaklaşımı… ) geliyor…

  • Söz konusu etkinlik kapsamında dinletilen, Ali Rıfat ÇAĞATAY’a ait, yazımızın da konusu olan Acemaşiran makamındaki bestenin ses kaydının; 1998 yılında yayınlanan Yapı Kredi Yayınları CD sinde yer aldığı  belirtilmemiş olup; seslendiren kişinin,  Darüttalim-i Musiki Heyeti eşliğinde Mustafa Zeki oluşu bilgisinin paylaşılmasına da gerek duyulmamıştır?!?
  • Ali Rıfat ÇAĞATAY; Türkiye Cumhuriyeti’nde “müzik” denince akla ilk gelen kurumlardan Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Begüm AYTEMÜR YALÇINKAYA’nın “büyükdedesi” olup, bu etkinliği düzenleyen ve “araştırmacı bilim insanı” olduğunu iddia edenler?!? Tarafından, etkinliğe izleyici olarak dahi davet edilmemiştir?!?
  • Sayın Begüm YALÇINKAYA;  “müzik ve aile bağları” bağlamında, Ali Rıfat ÇAĞATAY adına konuşmaya, Türkiye Cumhuriyeti’nde  en yetkili kişilerden biri  iken, Mithat BEREKET tarafından sunulan İstiklâl Marşı ile ilgili ( Lütfi Kırdar Salonu’ndaki etkinliğin reklâmı gibi bir duygu uyandıran… ) programa da davet edilmemiş olup; onun yerine, programda Ali Rıfat ÇAĞATAY’ı temsilen, müzikten anlamadığını program kapsamında da dile getiren Handan TANKUT isimli hanımefendi, programda ÇAĞATAY’ın torunu olarak genişçe yer almıştır?!?
  • Söz konusu “Pusula” isimli programda;  TEKFEN HOLDİNG Kurucularından Sayın Nihat GÖKYİĞİT de yer almış ve bir müzik insanı olmamasına karşın, bazı düşüncelerini şu şekilde ifade etmiştir : “Güfte ile beste arasında tam uyum olup olmadığı suali,herkesin aklında… Sorduk soruşturduk; bu durum, birçok ülkenin milli marşalrında da varmış. Güfteyi baştan hazırlayıp ona göre bestelediğiniz zaman;her zaman tam uyum olmuyor.İkisi beraber olursa daha fazla uyum oluyor.O zaman iki taraf da biraz fedakârlık yapıyorlar.O, uyumdaki arıza yalnız bize mahsus değil… “ BU PROGRAMI YAPANLARA VE BU YORUMU YAYINLAYANLARA ANIMSATMAK GEREKİR Kİ; TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI’NDA, “DEĞİŞTİRİLEMEZ”, “DEĞİŞTİRİLMESİ TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ” İFADESİ, MARŞIN ŞİİRİ İÇİN GEÇERLİDİR VE BUGÜN SESLENDİRİLMEYE ÇALIŞILAN BESTENİN, BESTECİDEN KAYNAKLANAN HATALARINDAN  DOLAYI,  MEHMET AKİF’İN ŞİİRİNE “HATA PAYI” YÜKLEMEK, EN HAFİF TABİRLE “HADDİNİ AŞMAK”tır… Sayın GÖKYİĞİT; aynı programda, bu saatten sonra besteye dair sorunları vurgulamak yerine marşı, bu tarihi haliyle korumak gerektiğini vurguluyor… Ali Rıfat ÇAĞATAY’IN bestesi, “teknik anlamda daha başarılı bir bestedir” iddiasında bulunulamaz elbette ( …  Acemaşiran makamının, Türk Milli Marşı için çok daha mantıklı bir makam oluşu düşüncemi saklı tutarak… ); bu noktada, asla unutulmaması ve gözardı edilmemesi gereken şey, daha sonra devreye girmiş bulunan Zeki ÜNGÖR’ün bestesinin de, Ali Rıfat ÇAĞATAY’ın bestesine göre daha başarılı bir beste olmadığıdır… Bu yazı ile dile getirmek istediğim temel sorun şudur:  Olması gerekenden çok az sayıda kişi ve kurum; Ali Rıfat ÇAĞATAY’ın bestesinin “TARİHİ ANLAM, ÖNEM VE DEĞERİ”NE VURGU YAPMA GEREĞİ DUYMAKTADIR HER NEDENSE?!? Tarihi değerlere saygılı olacak  isek;  öncelikle, “İLK KABUL EDİLEN BESTE”ye saygı duymamız gerekmez mi???
  • 2009 yılında; 15-16-17 Eylül tarihlerinde, Kadıköy Halk Eğitimi Merkezi’nde düzenlenen 5. İstanbul Müzik Öğretmenleri Sempozyumu ( www.muzikcisem.org )’nun ikinci gün açılışında, “İLK İSTİKLÂL MARŞI BESTESİ’NİN KABULÜNÜN 85. YILI” başlıklı bir konferans sunarak, konu hakkındaki düşüncelerimi; müzik alanı çalışanları ile paylaşma olanağı buldum.

Çok önemli bir anektod…

Lüfi Kırdar Salonu’ndaki etkinlikte aktarılan bir anıyı da paylaşmak isterim: Şark Musiki Cemiyeti Reisi Ali Rıfat ÇAĞATAY; Kadıköy Apollon Sineması’nda gerçekleştirilen düzenli konserlerden birinde, işgal kuvvetlerine harika bir gol atmış… Konser programında yazılı olarak yer vermeden ve sahnede de anons edilmeden; konserde, yazımızın konusu olan Acemaşiran makamındaki milli marşı da icra etmiş ve ayakta alkışlayanlar arasında, işgal kuvvetleri subayları da yer almışlardır. Bu subaylar, daha sonra yaptıkları hatanın ( yedikleri golün… ) farkına varınca hayli öfkelenmişler ve konserlerde bu gibi emrivakileri yasaklayan bir emir dahi yayınlamışlardır… İşgâl kuvvetlerine atmış olduğu bu zekice gol  dahi; Ali Rıfat ÇAĞATAY’ın adının,  Türkiye Cumhuriyeti Tarihi’ne altın harfler ile yazılması için yeter diye düşünmekteyim. Keşke bu sevimli anektod; okullarımızda, tarih ve müzik derslerinde paylaşılabilse… Ancak; bu önemli tarihsel bilgiyi, tarih ve müzik öğretmenlerimizin dahi kaçı bilmektedir acaba???

Konu; İstiklâl Marşımızın bestelenişi olunca tek yazıda sonuçlandırmak olanaksızdır… Bu nedenle; şimdilik bu kadar demek istiyorum… Bu yazı ile; İLK RESMİ İSTİKLÂL MARŞI BESTESİNİN, bestelenişinin 85. yılında gereğince anılmayışı ve vurgulanmayışı konusuna, kasıt içermediğine inanmak istediğimiz bu büyük ihmale dikkat çekmek amaçlanmaktadır…

Orkestra dergisinin 369. Sayısında yayınlanan “İSTİKLÂL MARŞI’NA DAİR SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ” başlıklı makalemi okumak isteyen dostlar, alpozeren@gmail.com adresine yazdıkları takdirde, söz konusu makalemi kendilerine iletmekten onur ve mutluluk duyacağım.

Tüm yaklaşımlarımdaki temel amacımın, TARİHİN DOĞRU YAZILMASINA KATKI SAĞLAMAK olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.

Saygı, sevgi, hoşgörü ve çağdaş eğitimin nitelikli müzik ile buluştuğu; her türlü “ÇATIŞMA”nın yerini “ÇALIŞMA”nın aldığı günlerin “TÜRKİYE”sine hep birlikte erişebilmek umuduyla…

( 1 )  Muhiddin NALBANDOĞLU, İstiklâl Marşımızın Tarihi, Cem Yayınları, İstanbul    1964, sayfa: 21-22-23

( 2 )  Yurttan Sesler ( 3 CD ve 1 Kitap ), Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 1998, 1. CD / 2. Eser

( 3 ) Bestelenen Şiirleriyle Mehmet Akif kasedi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları, “B” Yüzü / 5. Eser

( 4 ) İstiklal Marşımızın Tarihine Yolculuk, Tekfen Filarmoni Orkestrası Cumhuriyet Konseri Program Föyü, İstanbul, 24 Ekim 2008

( 5 )  Alp ÖZEREN, İstiklâl Marşı’na Dair Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Orkestra Dergisi, İstanbul, sayı: 369 ( Şubat 2006 ), sayfa: 32-45

 

Not: Bu ayki köşemin başlığında, “Dr.” ünvanını kullandım; çünkü, geçtiğimiz ay, Sanatta Yeterlik ünvanımın “özlük haklarım” bağlamında işleme konması için resmen başvurduğum Milli Eğitim Bakanlığı, özlük bilgilerimin yer aldığı resmi sayfada ünvanımı “doktora” olarak belirtmiş bulunmaktadır. Bu nedenle; “SY” ünvanı, YÖK tarafından resmen kabul edilene kadar bu ünvanı kulanacağım. SY ünvanının resmen geçerlilik kazanması için gereken işlemleri de en kısa sürede tamamlayacağım…